Azadi: İnsiyatiften Harekete
2012’de kurulan Azadi, 2014’te ilk olağan kongresini düzenliyor.
İrfan Burulday
07.09.2014 | 08:55
Makaleyi Paylaş
2012’de kurulan Azadi, 2014’te ilk olağan kongresini düzenliyor. 2012’de Azadi inisiyatif olarak kuruldu. İnisiyatif, hukuki bir çerçevesi olmayan, daha çok gönül birlikteliği çerçevesinde bir araya gelmiş arkadaşların oluşturduğu öyle bir yapılanma. İnisiyatifler ara örgütlenmelerdir. Nedir ara örgütlenme? Önce bir çaba gösterirsiniz bir grup arkadaş bir araya gelip ortak bir konuda ittifak edersiniz ve Kürdistan’da çalışmayı hedeflersiniz. Bu bir ilk aşamadır, kuşkusuz bunun bir ikinci aşaması vardır. Eğer inisiyatif olarak belirli bir düzeye geldiyseniz ki, bana göre Azadi gerçekten belirli bir düzeye gelmiştir. Ortaya koyduğu perspektif, siyasal düşüncesi, Kürd siyasetindeki arayışı, Kürd siyasetinde yeni bir soluk olarak öne çıkması ve Kürd siyasetinin bakış açısını daha çok Kurdistani bir çerçeve içinde oluşturması açısından Azadi uzun bir mesafe kaydetmiştir. Azadi birçok hareketin yapamadığı bir şeyi başarmıştır. Azadi, dindarlık ve Kürdlük arasındaki paradoksu, çelişkiyi izale etmiştir. Azadi, Kürdistan’da tüm siyasi hareketlerle siyasal bir dialoga ve uygun bir dialoga geçerek Kürdistan’daki siyasal kutuplar arasındaki çatışmanın önünü tıkamıştır ve kapatmıştır. Azadi, Kürdistan’da yeni bir soluk, yeni bir siyasal algı, yeni bir bakış açısı ortaya koymuştur. Bunu aşağı yukarı hepimiz biliyoruz. Burada sosyal medyada tanıştığım onlarca arkadaş var ve aşağı yukarı her arkadaş da aynı şeyi söyler.

Şimdi inisiyatif sonrası belirli bir noktaya geldi. Kongrenin amacı nedir? Kongrenin amacı Azadi’nin siyasal bir harekete dönüşmesi yani inisiyatif olan Azadi, Azadi hareketine dönüşmekte. Hareket rüştünü ispatlarsa ki, bana göre ispatlayacak, ispatlamaması için hiçbir neden yok. Sonrası ise kuşkusuz tabi ki partileşme. Nedir partileşme? Türkiye’de ve özellikle Kürdistan’da etkin olmak istiyorsanız, siyasal zeminde güçlü olmak istiyorsanız, beslendiğiniz toplumsal dinamiklerin siyasal bir dinamizmle aksiyona dönüştürülmesini istiyorsanız partileşmek zorundasınız. Eğer kendinizi bir cemaat formunda ya da bir STK formunda düşünürseniz, düşüncelerinizi daha üst bir perdeye, daha üst bir potaya taşıyamazsınız. Ne yaparsınız? Her beş yılda bir yapılacak genel seçimlerde belirli bir siyasal partiyi desteklersiniz ya da belli bir siyasal hareketi desteklersiniz ve onunla yetinirsiniz. Kürdistan’da siyasal olmayan, daha çok cemaat formundaki hareketlere baktığınız zaman, bunlar her beş yılda bir, az önce de söylediğim gibi ya Ak parti bünyesinde ya da BDP bünyesinde ya da diğer başka bir siyasal hareketin bünyesinde oyunu kullanıyor. Bugün Kürdistan’da ciddi bir oy potansiyeline sahip, ciddi bir oy potansiyeli var. BDP bu toplumun belirli oranda bir oyunu alıyor, Ak partiye bakınız BDP’den daha çok, yüzde altmışlarda bir oy potansiyeli var. Niçin Ak parti Kürdistan’da oy alsın? Niçin siz bu toplumun taleplerine, toplumun siyasal, politik, ulusal, milli sorunlarına neden yanıt olamayasınız? Neden bu sorunları siz parlemantoya taşıyamayasınız? Neden siz parlemantoda etkin bir görev alarak Kürdistan meselesini uluslararası kamuoyuna götüremeyesiniz? Bunun için önünüzde bir engel var mı? Ben yok görüyorum. Yani siz de diğer tüm siyasal hareketler gibi beslendiğiniz toplumsal dinamikleri aktive edip, bu toplumsal dinamikler üzerinden daha akılcı, daha pragmatist bir siyasal yapı ortaya koyabilirsiniz. Bunun önünde ben herhangi bir engel olduğunu görmüyorum.

Ebu Hanife’nin çok güzel bir sözü var: “Onlar erkekse, biz de erkeğiz.” Cinsiyet olarak söylemiyorum, yanlış anlamayın. Biz de insanız, bizim de bir bakış açımız var, bizim de bir perspektifimiz var, beslendiğimiz tarihsel bir takım dinamikler var. Bizim de geçmişimizde direnişler var. Şéx Ubeydullah’tan başlayan, melle Selim’den başlayan, Şéx Said, Qazi Muhammed; yani tarih direnişlerle dolu. Tarihsel direnişleri aslında siyasal bir algı içerisinde, siyasal bir mantalite içerisinde günümüze taşıyabiliriz. Biçim olarak kastetmiyorum. Biçim olarak bunlar tarihi taşıyamazsınız, tabiî ki revize etmek zorundasınız, tarihi yenilemek zorundasınız. Tarihi yeniledikçe toplumsal dinamiklerden beslenmeniz mümkün. Ama tarihi olduğu gibi buraya taşımaya çalışırsanız, bunu başaramazsınız. Tarihten bir örnek vereyim. Hemen hepiniz neredeyse Machiavelli’i bilirsiniz. Prens/Hükümdar adında çok etkili bir kitabı vardır. Machiavelli sadece şunu düşünüyor: İtalya, Fransızların İspanyolların egemenliği altında. İtalya bir türlü devletleşemiyor, uluslaşamıyor, millileşemiyor. Bir tarafta kilisenin baskıcı ve totaliter algısı, bir tarafta egemenlerin baskıcı ve totaliter algısı, diğer tarafta toplumun içinde korku. Beglerin, yani küçük çapta bazı siyasal yapılanmalar var. Machiavelli bununla yola çıkarak İtalya’da bir bağımsızlık düşüncesi geliştiriyor. İtalya’da ulusal, milli bir düşünceyi geliştiriyor. Kilisenin toplum üzerindeki baskısını kaldırıyor. Kilisenin topluma müdahale etmemesini istiyor. Toplumun doğrudan siyasal yapıyı etkilemesini istiyor. Toplumun doğrudan siyasal yapınin içinde aktif bir rol üstlenmesini istiyor ve bunu başarıyor. Peki biz? Şéx Ubeydullah’ın Osmanlı’dan olan talebi bir egemenlik algısıdır. Azadi bunları başarabilir mi? Bence başarabilir. Azadi isterse bunları başarır ve bunun önünde kesinlikle hiçbir engel yoktur.

Kürd siyasetinin geldiği noktaya bakınız. Bir, Kürd siyaseti batı ile gerekli ilişkileri kuramamıştır. Kürd siyaseti, Kürdistan’da aktif, dinamik olan başka bir siyasi hareketi desteklemiştir. Kürd meselesi Kürdistan coğrafyasının dışına taşamamıştır; özellikle kuzey siyaseti, kuzey siyasi hareketleri Kurdistan coğafyasının dışına taşamamıştır. Neden? Çünkü batıyı bir öcü gibi algıladık. Batıyı dışladık. Batıdaki siyasal gelişmeleri önemsemedik. Batıya emperyalist dedik, öteledik. Batıya kapitalist dedik, öteledik. Batının geliştirdiği moderniteye, kapitalist modernizm dedik, öteledik. Bizim bunları öteleme gibi bir lüksümüz var mı? Bana göre yok. Böyle bir lüksümüz yok bizim. Peki biz partileşerek kendi siyasal düşüncemizi baz alarak, Kürdistan’da toplumsal gelenekten beslenerek, kendi partimizi kurarak böyle bir algıyı geliştirebilir miyiz? Evet. Parlemantoda daha etkin olmak istiyorsanız ve Türkiye’de gerçekten daha yaptırımcı, daha değişimci, daha statü talebiniz varsa; partileşmek zorundasınız. Parlemantoda 60, 70 milletvekiliniz olduğunu düşünün. Belki statükonun çerçevesi içerisindesiniz ama sizin orada uluslar arası kamuoyuna verdiğiniz her mesaj Kürdistan açısından çok önemlidir.

Kürdistan’da siyasal çoğulculuğu önemseyin. Türkiye’de kaç siyasal parti var? 72. Kürdistan’da kaç tane siyasal parti var? 3 ya da 5! Şimdi siyaseti monolitik düzeyde, teklikçi, tek düzen içerisinde sürdürürseniz, bu toplumsal yozlaşmayı yaratır, tekçi bir bakış algısı oluşturur, süreç içerisinde totaliter bir siyasal harekete dönüşürsünüz. Azadi, ilk başından beri Kürdistan’da siyasal çoğulculuğu savundu. Siyasal çoğulculuğun partileşmekle mümkün olduğunu, monolitik yapının, totaliter yapının kırılması için özellikle Kürdistan’da birden çok, ikiden çok, üçten çok siyasal hareketin ortaya çıkmasını hedefledi. Siyasetin çokluğu Kürdistan meselesine farklı bir bakış açısı kazandırır. Hasan Doğan az önce odalardan bahsetti. Bizim bir salonumuz var aslında ama salonun etrafında bir tane oda yetmiyor. Başka odalar inşa etmek zorundayız. Statükonun Kürdistan’daki siyasal emellerinin, yapmak istediklerinin önüne geçebiliriz. Bu da odaların çokluğuyla, odaların sayısıyla ilintidir. Kendinizi bu odaların bir parçası düşününüz. Kürdistan evimizdir, buyurun gelin evimizi inşa edelim. Cemaat olarak inşa edemez miyiz? Hiçbir şeyi cemaatçi olarak inşa edemezsiniz. Siyasal olarak görünür olmak zorundasınız. Partileşmek zorundasınız. Parti öncesi harekete dönüşmek zorundasınız. Hareket önünüzü açar. Hatalarınızı daha önceden görmenizi sağlayabilir. Ama parti ise daha farklı bir şey arkadaşlar. Sosyal dinamiklerinizi, ekonomik düzeyinizi, yani Kürdistan meselesi sadece bir siyasal mesele değil ki; ekonomik meseledir. Orta sınıfı yanına alabilecek siyasal bir partinin Kürdistan’da çok daha etkin, çok daha dinamik bir siyasal algı ortaya koyabileceğini, ciddi bir partileşme yaşayabilirse, çok daha etkili bir siyaset izleyebileceğini hepimiz biliyoruz. Neden korkuyoruz? Neden çekiniyoruz? Burası bizim evimiz, buyurun evimizi hep birlikte inşa edelim. Eğer bu evi biz inşa etmezsek, Ak parti ` oyuyla gelip inşa edecek, kesinlikle söz hakkına sahip olamayacağız. Yani çoğulculuğu temelde savunuyorsanız, demokratikleşmeyi savunuyorsanız, daha demokratik bir düzeyde, daha demokratik bir biçimde yaşamak istiyorsanız; liberale, sola, muhafazakara açık olmak zorundasınız. Siyaseti tek bir pencereden, tek bir çerçeveden sürdürmeniz doğru değil. Bunu yapamayız zaten çünkü siyaset çoğulcu bir şeydir arkadaşlar. Siyaseti sadece Ahmet üzerinden sürdürürseniz yanlış.

1960’lı yıllara bakınız. Kürd siyaseti nerede? TİP’in içinde. 1970’li yıllarda nerede Kürd siyaseti? Bir başka hareket içerisinde. 80’li yıllarda Kürd siyaseti nerede? Kürd aydınları, entelektüeller nerede? ANAP içinde. 90’lı yıllarda nerede Kürd hareketi, Kürdler, aydınlar, entelektüeller? Nerede Kürd toplumu? Refah partisi içerisinde. 2000li yıllarda nerede Kürdler? Ak partinin içinde. Neden? Niye biz siyaseti kendi periferimizde, kendi penceremizde, kendi toplumsal dinamiklerimizle, kendi geleneklerimizle neden siyasal algımızı ortaya koyup, bu periferide örgütlenmiyoruz? Neden başka siyasal hareketlerin yedeğinde kalıyoruz? 60’ta TİP’ten darbe yemedik mi, yedik! 70’te de yemedik mi Ecevit’ten, yedik! 80’lerde, 90’larda da yedik, yedik! Peki biz darbe yiyecek miyiz hep böyle? Bir hep böyle tongaya düşeceğiz ya da başkaları bizim adımıza siyaset mi yapacak? Bunun yapılamaması gerekiyor.

Yani bu siyasal hareketin, bugün bu düzeyde yani olağan kongresini yapan bu hareketin kongreye katılan bütün üyeleri kurucudur. Bütün üyeleri oy hakkına sahiptir. Kongre üyeleri Azadi’nin, Azadi hareketine dönüşmesi konusunda söz hakkına sahiptir. Buyurun gelin evimizi kendimiz inşa edelim; çekinmeyelim, korkmayalım. Siyasal perspektiflerimiz güçlüdür, siyasal dinamiklerimiz güçlüdür, tarihimiz buna benzer yüzlerce örneklerle doludur. İslamcısıyla, solcusuyla, muhafazakarıyla, liberaliyle bütün bir çerçevede oluşturabileceğiniz bir siyasal hareket emin olun ki, başarılı olacaktır. O kadar tedirgin olmanın bir anlamı yok. Geçmişin deneyimleri var, geçmişte yaşadığımız yüzlerce yenilgi var. Örgüt düzeyinde kaldık, illegal hareketler içinde kaldık, başka dinamiklerle çalıştık, başka siyasal hareketlerle ya da başka sivil toplum örgütlerinin ya da cemaatlerin periferisinde kalmadık mı? Yıllarca kalmadık mı? Buradakiler hepimiz İslamcıyız, hepimiz müslümanız, dindarız. Neredeydik hepimiz? İstanbul eksenli hareketlerin periferisinde değil miydik? Neredeydi bizim sol aydınlarımız? İstanbul eksenli, Ankara eksenli sol fraksiyonların güdümü altında değil miydi? Bugün biz olalım, kendimiz olalım. Neden başarılı olamayalım? Ne yaptı aydınlarımız? İttihat ve Terakki’ye bakın. İttihat ve Terakki’nin kurucuları Kürd aydınları. İttihat ve Terakki dinamiğini geliştiren Kürdlerdir. Ne yaptı Kürdler? Osmanlı nasıl kurtulur? Yanıt bulabildiler mi? Buldular! Neresi? Darağacı! Kemalist paradigmaya bakınız; “Türkiye nasıl kurtulur?” Yanıt buldular mı; darağacı! 70’li yılları hatırlayınız. Kürd aydınları neyi sordu? “Türkiye nasıl kurtulur, Türkiye nasıl demokratikleşir, üniter yapıyı nasıl koruyabiliriz?” Sonuç ne; ya dağ, ya ölüm ya da başka bir şey!

Kendi sorularımızı kendimize soralim. Biz Kürdistan’ı Kürdistanileştirelim! Kendi sosyal politik dinamiklerimizle, kendi sosyolojik zeminimizle, kültürümüzle, dinimizle, kendi bakış açımızla biz Kürdistan’da daha ciddi toplumsal sorunlarımızı da çözebiliriz. Biz hareketiz ve hareketler partileşme amaçlıdır. Bu hareketin amacı da partileşmektir.
İrfan Burulday

Not: Azadi İnisiyatifince 6-7 Eylül 2014’te Diyarbakır’da düzenlenen 1. Olağan Kongresi’nin 6 Eylül’deki oturumunda alınan ses kaydı Aziz Yağan tarafından çözümlenmiştir. Fotoğraf ise Enes Atila Pay tarafından çekilmiştir.
Bu makale toplam: 8485 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:18:17:38
Etiketler: İrfan Burulday, Azadi İnsiyatifi,
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad
İrfan Burulday
Yazarın Önceki Yazıları
Devlet ve Ulus-Toplum Olarak Kürdler Politik Kriz ve Özyönetim Praksisi Yeni Ortadoğu’da Varolmak Statü Arayışında Siyasal Modeller ve Tıkanıklığın Derinleşmesi (I) Kürd Siyaseti Üzerine: İdealistler ve Realistler - 1 Bağımsızlık Teorisine Dönüş Ulusal Mücadele Kavşağında Yeni Lozan ve Geleceğimiz İçimizdeki Osmanlı ve İçselleştirdiğimiz “Türkiyelileşme” Türkiyelileşme ve Kürdistan’da Ulusal Siyasetin Tasfiyesi Kısa-Orta-Uzun Vadede AZADİ Hareketi ve Kürdistan’ın Geleceği –III Kürdistan’da Politik Birlik ve Çoğulcu İradenin Teşekkülü Siyaset Dışı Pirimitif Unsurlar ve Kürd Siyasetinin Geleceği Kısa-Orta-Uzun Vadede AZADİ Hareketi ve Kürdistan’ın Geleceği –II Kürdistan’da Siyasetin Türbülansı Ulusal Mücadelede Kavramlar, Hukuk ve Çelişkiler “Çözüm Süreci” ve Kürdistan Realitesinin Depolitizasyonu IŞİD İle Savaş Kürdleri Bağımsızlığa Taşıyacak mı? Kısa- Orta - Uzun Vadede AZADİ Hareketi ve Kürdistan’ın Geleceği -1 Vesayetçi Zihniyetin Kürd Siyasetine Etkileri AZADİ Siyasallaşmaya Hazırlanıyor! Statükocu Seküler Siyasetin Açmazı ve AZADİ Hareketi Varlık Nedenimiz, Yeni Kuşaklar ve Siyasi Amacımız Gelmekte Olan Ulusal Birlik ve Kürd Siyasal Aklın Çıkmazları Çarmıhtan Bağımsızlığa Kürdler Savrulma mı, Demokratikleşme mi? Kürd Aydını Üzerine Türk Politik Kültürde Kürdler Teb’a mıdır, Ulus-Toplum mudur? Bir Siyasal Prototip Olarak “Türkiyelileşme” Türkiye'de Sendikalist Örgütlenmenin Çirkin Yüzü Kavramlar Neyi Temsil Eder? Demogojinin İflası ve Politik Aklın Bunalımı Kürd Siyasetinin Açmazları Mitleşen “Türkiyelileşme” ve Araçsallaşan Kürdistan Türk Demokrasisinde Kökkazıcılık Dindar Kürdlerde Dini, Demokratik ve Kürdistani Söylem (IV) Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir ( III ) Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir ( II ) Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir (I Jeopolitik Dalgalanma ve Kürt Siyaseti Millileşmek İçin Devleti Savunmak Ulusal Birlik, Ortak Tutum ve Kürt Siyasal Aklı Bölünmüş Benlik ve Tarih Bilinci Arasında Kürdlük
x