Dindar Kürdlerde Dini, Demokratik ve Kürdistani Söylem (IV)
Bu bölümde İslamcılık ve Kürdlük, milli kimlik ile dindarlık, İslamcılık ile demokrasi konusunda yaşanan bu diyalektiğin iç içe geçmiş tezi üzerinde duracağız ve bu kavramların İslamcı zihinde neden böylesi bir ayrıma gidildiği konusunu açıklamaya ça.
İrfan Burulday
08.03.2014 | 19:17
Makaleyi Paylaş
Bu bölümde İslamcılık ve Kürdlük, milli kimlik ile dindarlık, İslamcılık ile demokrasi konusunda yaşanan bu diyalektiğin iç içe geçmiş tezi üzerinde duracağız ve bu kavramların İslamcı zihinde neden böylesi bir ayrıma gidildiği konusunu açıklamaya çalışacağız.

Kürdistan’da Kürdi-İslami düşünceyi merkeze aldığını iddia eden bazı Kürd dindar hareketlerin sahne aldığını görüyoruz. Kuşkusuz bu durum Kürd siyasetinin gelişimi ve dönüşümü açısından önemli bir gelişmedir.

Aslına bakılırsa Kürd İslamcıların 1979 İran İslam Devrimi’yle birlikte bu sahada aktif bir örgütlenme faaliyeti içinde olduklarını söyleyebiliriz. Bu açıdan bakıldığında, sözkonusu bu hareketlerin yeni olduğunu söylemek yanlıştır.

Doksanlı yıllarda yaşanan iç çatışmalarla sekteye uğrayan/uğratılan bu hareketler, 2000’li yıllardan itibaren yeniden aktif ve sivil bir örgütlenme içerisine girmişlerdir. İlim Grubu ve Menzil Grubu olarak Kürdistan kamuoyunda bilinen bu hareketlerin, Kürdistan’da İslami düşünce ve İslamcı gençlik üzerinde büyük bir etkisi vardı. Elbette bu hareketlerin kurucularını MTTB, Akıncılar adı altında Türkiye’de örgütlenmiş hareketlere kadar götürebilir. Ancak bizim bu çalışmada amacımız bu grupların yapısından veya bu gruplar arasında yaşanan çatışmaları yeniden gündeme getirmek, haklı-haksızı bulmak değildir elbette. Aksi halde çalışmamızı bir dizi tarihi olaylarla, spekülatif kavramlarla boğmak zorunda kalacağız.

Bizim için önemli olan Kürdistan’da İslamcı paradigmanın Kürdistan ulusal mücadelesiyle dolaylı ve dolaysız olarak kurduğu ilişkinin nitelik ve niceliğidir. Bu açıdan bakıldığında, Kürd İslamcıların siyasi ve toplumsal sahada ortaya çıkan politik boşluğu doldurabilecek bir Kürdi siyasal tasavvurdan yoksun ve siyasi, toplumsal dinamiğin itici ruhunu anlamakta ise sıkıntılı bir durum ile karşı karşıya kaldıkları görülür.

Öte taraftan İslamcılık yapan bu tip hareketlerin yerel Kürdistani dinamiklerden daha ziyade Ortadoğu ekseninde faaliyet yürüten İslamcı hareketlerin tesiri altında olduğunu söylemek mümkün. İran İslam Cumhuriyeti ve Mısır’da faaliyet gösteren İslamcı grupların “anti-Amerikancı ve anti-Siyonizm” söylemini merkeze alarak İslamcı bir paradigma geliştiren bu hareketlerin amacı, Türk İslamcılarla birlikte Türkiye’deki siyasal rejimi dönüştürmek ve yerine ümmeti esas alan İslami bir iktidar modelini ikame etmekti. Kürd meselesi de ancak bu sistem dâhilinde çözülebilirdi düşüncesi hâkimdi. Bu düşünce 1960’lardan beri Kürd solunun da bir paradoksuydu. Halbuki tesiri altında kaldıkları bazı ülkelerin Kürdistan’da işgalci oldukları ve Kürdlerin ulusal-milli haklarının inkâr edildiğinden bihaberdiler. Bu durum Kürd İslamcıların en büyük paradokslarından biriydi.
İslamcıların Kürd meselesine bakışı nasıldır sorusuna uzun uzadıya yazılar kaleme alan Menzil grubu üyeleri bu konuda müstesna tutulsa bile, bu harekette dâhil olmak üzere tüm İslamcı Kürd hareketlerin, Kürd ulusal mücadelesi adı altında kurtuluşçu bir siyasal kimlik ve düşünce geliştiremediklerini görürüz. Kuşkusuz bunun en önemli nedeni Kürdlüğün, Kürdistaniliğin veya ulusal-milli kimliğiyle yola çıkarak milletleşmenin İslami söylem ile bağdaşmadığı ve İslamcılığın bu kavramlarla bir arada olunamayacağına ilişkin sığ ve önyargılı görüşlerdir. Zira (günümüzde olduğu gibi) Kürd İslamcılığı, Kürd solu gibi Türk İslamcı ve solcu hareketlerin mutfağına çalışmış ve onun ayak takımı olmaktan kurtulamamıştır. Üstüne üstlük Türk İslamcı hareketlerin Kürdistan’da örgütlenmesine mali, siyasi ve kişisel destek sunmuşlardır. Bugün Kürdistan’ın birçok ilinde faaliyet yürüten dernek, vakıf gibi sivil toplum kuruluşu var. Ayrıca bu STK yöneticilerinin Kürd olması hiçbir şeyi değiştirmez.

Kürdlüğü, Kürdistanileşmeyi ve millileşmeyi sekülerlikle ve anti-İslamcılıkla eş değer gören İslamcılar, bu bağlamda Kürdileşmeyle aynı paralelde ulusal bir örgütlenmeye odaklı siyasal bir tavır geliştiremediler. Hatta Kürdlerin ulusal haklarından biri olan kendini yönetmeyi, devletleşmeyi ümmetin bölünmesi şeklinde algılayarak haram gördüler. İslamclara göre Kürd meselesi Müslümanların sorunuydu ve Kürdler sadece ümmetin yetimleri ve mazlumlarıydılar. Nitekim bu düşünce, Kürd İslamcıları siyasal ve toplumsal gelişmeler karşısında çözüm üretme kapasitelerini kısır ve döngüsel bir çıkmazla karşı karşıya getirmiş ve İslamcılar, Kürdlük ve dindarlığın yanı sıra milli kimlik ve dini kimlik gibi karşıt olarak tanımladıkları iki ifade biçimi çerçevesinde boğuşup durdular.

Diğer bir şekilde söylersek: Kürdlük ve İslamcılık birbirine zıt iki kimlik şeklinde formüle edilmiş ve birbirine karşıt temeli üzerinden ontolojik bir ayrışma yaratılmaya çalışılmıştır. Ne yazık ki ayrışmaya dayalı bu bakış, millet olarak Kürdleri, siyasal olarak da Kürd İslamcı hareketleri, egemen bölge devletlerinin İslamcı zihniyetinden kopuş düşüncesini olumsuz derecede etkilemiş; Kürdlük ve dindarlık, Kürdlük ve milliyetçilik arasında derin bir karşıtlık ve çatışma ortamı meydana getirmiştir.
1980’lerden beri Kürd İslamcıların tek tahayyülü Abdulhamid’in ümmet rüyasını gerçekleştirmeye dönük ve hatta Kürd aydınların sorduğu ve üzerinde bilgi ürettiği Osmanlı nasıl kurtulur, Türkiye nasıl kurtulur? Sorusunun yanıtını bulmaya çalışmak olmuştur. Zira 1980’lerden günümüze kadar Kürdistan’da örgütlü tüm İslamcı hareketlerin ortak noktası şuydu: Türkiye nasıl İslâmileşir?

Şimdilerde PKK lideri Abdullah Öcalan’ın sorusu da aynı yörüngededir. Tabiri caiz ise her iki bakışta da sorulan sorular aynı devletin dönüşümüne yöneliktir.

Bu nedenle, Türkiye nasıl İslâmileşir? Sorusu dönemin Osmanlı-İslamcı İttihatçıların, Türkiye nasıl Kurtulur-demokratikleşir ise dönemin İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin sorularıydı. İran Devrimi sonrası örgütlenen tüm Kürd İslâmcılar bu sorunun karşılığını bulmak için yırtındılar/yırtınmaktalar. Bilindiği gibi Abdulhamid’in devrilmesinden ve Jön Türklerin iktidara gelmesinden sonra hilafet yanlısı bazı Kürd aşiretler buna sert tepki göstererek, halifeye bağlılıklarını dile getirmiş ve hatta bazı bölgelere halife adına saldırılar düzenlemişlerdir.

Son zamanlarda gerek sosyal medyada, gerekse de siyasi, sosyal zeminde varlık gösteren Kürd İslamcı hareketlerde iki kavram sıkça kullanılmaya başlandı: İslâmi Kürdistan, Kurdistan İslamcılığı. İslami Kürdistan ve Kürdistan İslamcılığı elbette aynı anlamı ifade etmez. İslami Kürdistan söylemini öne çıkaranlar genelde yukarıda belirttiğimiz gibi İslamcılık ve Kürdlük, Ulusal-milli kimlik ve İslami-dindar kimlik arasında kalmış zihniyetin algıda bir yanılsama yaşadığını gösterir. Kürdistan’da İslamcılığın egemen olması gerekir algısını yansıtan bu kavramın siyasal içeriği tekçi bir zihniyetin ürünüdür. Oysa İslam bu toplumun içinde ve bu toplumla hayat bulabilecek bir mücadele dinamiğidir. Kürdistan solculuğu, muhafazakarlığı ve liberalliği ne kadar doğal ise, Kürdistan İslamcılığı da o kadar doğaldır. Ama İslami bir Kürdistan vurgusu bu doğallığı dışlayıcı bir nitelik taşır. Kürdistan çoğulcu ve heterojen bir toplumsal yapıyla mündemiçtir. Dolayısıyla Kürdistan İslamcılığı önemli bir dinamiğin mihenk taşıdır. Kürd İslamcıların sadece İslami iktidarı merkeze alarak toplumsal bir dinamizm yaratması mümkün değildir. Heterojen toplumun siyasi, sosyal dinamiklerini göz önünde bulundurmak zorundadır. Dolayısıyla İslamcıların bu noktada demokratik, demokratikleşme ve çoğulculuğa dayalı bir kavram geliştirmesi gereklidir.

Sonuç olarak Kürd İslamcılar gerçekten bu alanı doldurabilecek yetkinlikte ve ensturmana sahip midir? Bir başka çalışmamızın girişinde konuya ilişkin yaptığımız bir açıklama şöyleydi: Kürd İslamcılar politik, siyasi ve toplumsal saha yüzeyinde yaşanacak olası kırılmaları ve çarpıklığı önleyecek teorik bir bakış açısı veya Kürdi bir kontekst inşa edebilmiş midir? Gerçekten Kürd İslamcılar toplumsal ve siyasal Kürd rasyonalitesiyle uyumlu, Türk İslamcılardan koparak, Kürdistani merkezine almış bir eve dönüş planı geliştirebilmiş midir? Kürd İslamcılar Osmanlı ve sonrası dönemlerde Osmanlı nasıl kurtulur, Türkiye nasıl kurtulur? Sorularından vazgeçebilmişler mi? Bu ifadeden hareketle denilebilir ki dindar Kürdler, teorik ve pratik anlamda dindarlığın ve Kürdlüğün iki karşıt kutup olmadığına dönük uzlaşır bir pozisyon sergilemeye uygun paradigmal bir çözüm önerisine sahip midirler? Kürd İslamcılar demokrasiye neden uzak düşmek zorunda olduklarını düşünüyorlar?

Bu soruları bir başka çalışmamızda yanıtlamaya çalışacağız.

Devam edecek…


Bu makale toplam: 7419 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:18:53:38
Etiketler: İrfan Burulday, Dindar, Kürdlerde, Dini, Demokratik, Ve, Kürdistani, Söylem, , IV
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad
İrfan Burulday
Yazarın Önceki Yazıları
Devlet ve Ulus-Toplum Olarak Kürdler Politik Kriz ve Özyönetim Praksisi Yeni Ortadoğu’da Varolmak Statü Arayışında Siyasal Modeller ve Tıkanıklığın Derinleşmesi (I) Kürd Siyaseti Üzerine: İdealistler ve Realistler - 1 Bağımsızlık Teorisine Dönüş Ulusal Mücadele Kavşağında Yeni Lozan ve Geleceğimiz İçimizdeki Osmanlı ve İçselleştirdiğimiz “Türkiyelileşme” Türkiyelileşme ve Kürdistan’da Ulusal Siyasetin Tasfiyesi Kısa-Orta-Uzun Vadede AZADİ Hareketi ve Kürdistan’ın Geleceği –III Kürdistan’da Politik Birlik ve Çoğulcu İradenin Teşekkülü Siyaset Dışı Pirimitif Unsurlar ve Kürd Siyasetinin Geleceği Kısa-Orta-Uzun Vadede AZADİ Hareketi ve Kürdistan’ın Geleceği –II Kürdistan’da Siyasetin Türbülansı Ulusal Mücadelede Kavramlar, Hukuk ve Çelişkiler “Çözüm Süreci” ve Kürdistan Realitesinin Depolitizasyonu IŞİD İle Savaş Kürdleri Bağımsızlığa Taşıyacak mı? Kısa- Orta - Uzun Vadede AZADİ Hareketi ve Kürdistan’ın Geleceği -1 Vesayetçi Zihniyetin Kürd Siyasetine Etkileri Azadi: İnsiyatiften Harekete AZADİ Siyasallaşmaya Hazırlanıyor! Statükocu Seküler Siyasetin Açmazı ve AZADİ Hareketi Varlık Nedenimiz, Yeni Kuşaklar ve Siyasi Amacımız Gelmekte Olan Ulusal Birlik ve Kürd Siyasal Aklın Çıkmazları Çarmıhtan Bağımsızlığa Kürdler Savrulma mı, Demokratikleşme mi? Kürd Aydını Üzerine Türk Politik Kültürde Kürdler Teb’a mıdır, Ulus-Toplum mudur? Bir Siyasal Prototip Olarak “Türkiyelileşme” Türkiye'de Sendikalist Örgütlenmenin Çirkin Yüzü Kavramlar Neyi Temsil Eder? Demogojinin İflası ve Politik Aklın Bunalımı Kürd Siyasetinin Açmazları Mitleşen “Türkiyelileşme” ve Araçsallaşan Kürdistan Türk Demokrasisinde Kökkazıcılık Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir ( III ) Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir ( II ) Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir (I Jeopolitik Dalgalanma ve Kürt Siyaseti Millileşmek İçin Devleti Savunmak Ulusal Birlik, Ortak Tutum ve Kürt Siyasal Aklı Bölünmüş Benlik ve Tarih Bilinci Arasında Kürdlük
x