Bağımsızlık Teorisine Dönüş
Kürdlerin, bağımsızlık ve onun somutlaşmış hâli demokratik devlet konusunda düşünmeleri gereken tek şey ona bir an önce sahip olmaları düşüncesidir. Rasyonalist-usçuluk, idealistlik ve sözde ideal demokrasi adına bağımsız Kürdistan’a karşı olduğunu iddia edenlerin kabul edilebilir hiçbir tarafı yoktur.
İrfan Burulday
21.06.2015 | 20:26
Makaleyi Paylaş
Fikirlerimiz gözlüklerimizdir

Başlıktan da anlaşıldığı gibi çalışmamız mikro geçici çözüm teorileri üzerinden değil, makro düzeyde bir bağımsızlık teorisi şeklinde olacaktır. Deyim yerindeyse bağımsızlık teorisi için, hem olanı ve hem de olması gerekeni içeren (olgu-değer) bir tanıma ihtiyaç var. Biri olmadan öbürü de olamayacağı gibi. Öyleyse yanlış adım atmamak için, şunu unutmamalıyız; bağımsızlık ideali, bağımsızlık gerçeğini, olgusunu tanımlamaz veya tersi, gerçek bağımsızlık ile ideal bağımsızlık bir veya aynı şey değildir. Bağımsızlık, onun ideali ile gerçeği arasındaki karşılıklı etkileşimden, yani olanla olması gerekenin çekişmesinden doğar ve bunlar tarafından şekillenir.

Örneğin Devlet üzerine düşünen neredeyse bütün filozoflar politik birliği Devlet’in en üst değeri saymıştır. Bundan Devlet’in teşekkülü için politik birliğin olması gerekir sonucu çıkar. Bazıları da Devleti politik birliğin geldiği son nokta olarak görmüştür. Burada öne çıkan çıkarım şudur: özne olan toplum mu, devlet mi? Bu denklemde özne olan devlet değil, toplumdur ve haliyle politik birlik Devlet’in önceliğidir. Tersi de mümkündür, zira yukarıda olgu-değer arasında bir ilişki ve etkileşim sonucundan bahsetmiştik, haliyle Devlet’in yapısal bir kurum şeklinde oluşumu politik birliğe ve politik birlik ise Devlet’te somutlaşır. Bağımsızlık için de aynı yol ve yöntem mümkündür.

Öyleyse bağımsızlık sosyal bir hâl olarak değil, siyasal bir hâl şeklinde tezahür eder. Egemen bir devletin çatısı altında yaşayan sömürgeleştirilmiş bir ulus için sosyal bir unsur veya bireysel bir kategori olarak varlığını idame ettirmesi özgür olduğu anlamına gelmez.

Bu nedenle asıl önemli soru şu olmaktadır: Kürd ulusal hareketleri açısından bağımsızlığı bugüne değin anlamlı kılan tartışma nedir? Deyim yerindeyse onu çağdaş yapan ve vazgeçilmez kılan şey nedir? Ulusların modernleşmesi, ekonominin globalleşmesi ve demokrasinin eşitlik anlayışı, devletsiz uluslar ve haliyle Kürdler nezdinde bağımsızlığın (ulus devlet) bittiği-biteceği anlamına mı geliyor? Hegemonyacı işgalci devletlerin demokratikleşmesi düşüncesi, Kürdlerin bu haklarından vazgeçtiği anlamına mı geliyor? Acaba bağımsızlık teorisine geri dönüş, gerçekte neleri kapsamaktadır?

Öncelikle şunu belirtmekte fayda var: Söylem, anlam ve işlevselliğe dayalı olarak Devlet’e yönelik eleştirel teorilerin yeteri düzeyde sağlam ve tutarlı olmadığını söylemeliyiz. Kürd politik aklın da bu konuda tutarlı ve ele alınabilir teorik bir tarafı yok. Günlük politikalar ve emprist, davranışçı gözlemlere dayanarak devasa bir mekanizmanın işlevselliğini ve amacını yitirdiğini söylemek anlamsızdır. Bu mekanizmaya acil ihtiyacı olan “demos”un (Kürdlerin) kendini koruyacak, topraklarını yönetecek, sosyal, siyasal ve iktisadi bir demokratik işleyişe veya işlerliği olan siyasal bir düzene ihtiyacı var. Zira bağımsızlık teorisinin tartışıldığı alan devlet ile ilgili olan alandır.

Burada dikkatimizi teori-pratik, olgu ve değer arasındaki ilişki üzerinde topladığımız zaman da, uygulama, amaçları gerçekleştirecek araçlar ve daha genel olarak amaçların nasıl gerçekleştirilebileceği konuları üzerinde durmalıyız. Öncelikle kültürel bağımsızlık ile siyasal bağımsızlığın iki farklı şey olduğunu belirtmeliyiz, biri mikro düzeyde bir özelliğe sahipken, diğer ise makro düzeyde niteliğe sahip. Haliyle bağımsızlık teorisi, aralarında kopmaz bir ilişki de olsa, politik kültürü de kapsayan siyasal bir eylemdir. Bizim de bu çalışmada amacımız bir siyasal teori olarak bağımsızlık konusudur.

Bağımsızlık teorisi, devletsiz uluslar için her zaman önemli ve hayati bir yere sahip olmuştur. Dolayısıyla bu çalışmada ele alınacak konular arasında eşitlik, adalet, insan hakları, demokrasi gibi siyasal bağımsızlık (devlet) ve ulusları ona götüren araçlar konu edinecektir. Zira bağımsızlık ve belki de ulusların özgürlükleri o denli önemlidir ki, uğruna savaşlar yapılmakta ve uzun erimli mücadeleler göze alınmaktadır. Öyle ki, siyasiler ve ulusal liderler onu öne çıkarmakta ve tüm toplumu onu sahiplenmeye davet etmektedir. Devletsiz uluslar için bağımsızlık ter türlü zorlamadan, kayıtlamadan ve dış baskılardan uzak olarak kendi kaderini tayin etmesi ve egemen olduğu coğrafyada siyasi ve ekonomik denetimi sağlayarak siyasal düzenini inşa etmesidir.

En soyut anlamıyla bağımsızlık; maddi ve manevi varlığı işgal edilmiş, sömürgeleştirilmiş bir ulusun birey gibi kendi geleceğine hâkim olması anlamına gelir. Bu idealin veya gerçeğin varlık kazanabilmesi için görünürlük (devlet) özelliğine sahip olması, yani eylemler halinde tezahür etmesi gerekir. Felsefi ve siyasal düşünce tarihinde bağımsızlık teorisi (özgürlük) bir siyasal değer ve ideal olarak kabul edilmiştir. İhtilaflar ise onun tanımı ve kullanımı konusunda ortaya çıkmaktadır.

Bu açıklamalardan hareketle gerek bireysel ve gerekse de ulusal özgürlük-bağımsızlık anlayışını üç kategoriye ayırmak mümkün:

“Müdahalesizlik veya bir şeyden özgürlük olarak negatif özgürlük, rasyonel otonomi veya bir şeye özgürlük olarak pozitif özgürlük ve mütehakkim bir unsurun yokluğu veya tahakkümsüzlük olarak cumhuriyetçi özgürlük” Görüldüğü gibi pozitif özgürlük daha çok kişisel otonomidir. Hatta buna self-determinasyon özgürlük de denilebilir. Cumhuriyetçi özgürlük; bir ulusun kendisi ve sahip olduğu topraklar üzerinde kurulan siyasi, ekonomik ve askeri tahakkümün ortadan kaldırılmasıdır. Haliyle bir ulusun kendi özyönetimini oluşturması ve uluslararası arenada siyasal kimliğiyle tanınmasıdır.

Bağımsızlık soyut bir kavram mı?

Somut bir devlet düzenine (yasama, yürütme, yargı vb.) dönüşmeyen bağımsızlık ideali soyut bir kavramdır aslında. Kürdlerin bugünkü hali bir nevi böyledir. Birkaç asırdır sürdürülen bir ulusal mücadele var kuşkusuz, ancak sözkonusu mücadele somut bir devlet veya siyasal düzene evrilmediğinden döngüsel bir hâl alarak sadece sosyal ve insani bir mücadele şekline dönüşmüştür.

Kürdlerin, bağımsızlık ve onun somutlaşmış hâli demokratik devlet konusunda düşünmeleri gereken tek şey ona bir an önce sahip olmaları düşüncesidir. Rasyonalist-usçuluk, idealistlik ve sözde ideal demokrasi adına bağımsız Kürdistan’a karşı olduğunu iddia edenlerin kabul edilebilir hiçbir tarafı yoktur. Zira bu tiplerin amacı “Tarihin sonu” tezini, Devlet’in sonu tezine uyarlamaya çalışmaktır. Oysa gelinen süreç ne” tarihin sonu” tezini doğrulamakta ne de ulus devletin miadını doldurduğuna işaret etmektedir.
Bu makale toplam: 4112 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:18:34:09
Etiketler: İrfan Burulday, Bağımsızlık, Kürdistan
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad
İrfan Burulday
Yazarın Önceki Yazıları
Devlet ve Ulus-Toplum Olarak Kürdler Politik Kriz ve Özyönetim Praksisi Yeni Ortadoğu’da Varolmak Statü Arayışında Siyasal Modeller ve Tıkanıklığın Derinleşmesi (I) Kürd Siyaseti Üzerine: İdealistler ve Realistler - 1 Ulusal Mücadele Kavşağında Yeni Lozan ve Geleceğimiz İçimizdeki Osmanlı ve İçselleştirdiğimiz “Türkiyelileşme” Türkiyelileşme ve Kürdistan’da Ulusal Siyasetin Tasfiyesi Kısa-Orta-Uzun Vadede AZADİ Hareketi ve Kürdistan’ın Geleceği –III Kürdistan’da Politik Birlik ve Çoğulcu İradenin Teşekkülü Siyaset Dışı Pirimitif Unsurlar ve Kürd Siyasetinin Geleceği Kısa-Orta-Uzun Vadede AZADİ Hareketi ve Kürdistan’ın Geleceği –II Kürdistan’da Siyasetin Türbülansı Ulusal Mücadelede Kavramlar, Hukuk ve Çelişkiler “Çözüm Süreci” ve Kürdistan Realitesinin Depolitizasyonu IŞİD İle Savaş Kürdleri Bağımsızlığa Taşıyacak mı? Kısa- Orta - Uzun Vadede AZADİ Hareketi ve Kürdistan’ın Geleceği -1 Vesayetçi Zihniyetin Kürd Siyasetine Etkileri Azadi: İnsiyatiften Harekete AZADİ Siyasallaşmaya Hazırlanıyor! Statükocu Seküler Siyasetin Açmazı ve AZADİ Hareketi Varlık Nedenimiz, Yeni Kuşaklar ve Siyasi Amacımız Gelmekte Olan Ulusal Birlik ve Kürd Siyasal Aklın Çıkmazları Çarmıhtan Bağımsızlığa Kürdler Savrulma mı, Demokratikleşme mi? Kürd Aydını Üzerine Türk Politik Kültürde Kürdler Teb’a mıdır, Ulus-Toplum mudur? Bir Siyasal Prototip Olarak “Türkiyelileşme” Türkiye'de Sendikalist Örgütlenmenin Çirkin Yüzü Kavramlar Neyi Temsil Eder? Demogojinin İflası ve Politik Aklın Bunalımı Kürd Siyasetinin Açmazları Mitleşen “Türkiyelileşme” ve Araçsallaşan Kürdistan Türk Demokrasisinde Kökkazıcılık Dindar Kürdlerde Dini, Demokratik ve Kürdistani Söylem (IV) Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir ( III ) Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir ( II ) Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir (I Jeopolitik Dalgalanma ve Kürt Siyaseti Millileşmek İçin Devleti Savunmak Ulusal Birlik, Ortak Tutum ve Kürt Siyasal Aklı Bölünmüş Benlik ve Tarih Bilinci Arasında Kürdlük
x