Kısa-Orta-Uzun Vadede AZADİ Hareketi ve Kürdistan’ın Geleceği –II
Son gelişmeler, Batı'nın Kürdistan ile ekonomik, siyasi, politik ve askeri ilişkiler kurmakta tarihsel bir sürece girdiğini gösterir. Öyle görünüyor ki ulusal sorunun çözümüne ilişkin var olan ön yargılar, yerini daha sağlam bir birlikteliğe bırakmakta ve Batı, Kürdlerin devletleşmesi konusunda ciddi şeyler düşünmeye başladı denilebilir.
İrfan Burulday
01.01.2015 | 16:08
Makaleyi Paylaş
Bu bölümde AZADİ’nin de içinde yer aldığı Kürdistan’da örgütlü siyasî hareketleri ve bu hareketleri şekillendiren siyasal düşünceleri ve bu düşüncelerin topluma nasıl yansıtıldığına ilişkin konular üzerinde durmaya çalışalım.

Görüldüğü kadarıyla Kürdistan’da siyasi hareketler üç ana eksen düşünce sistemi üzerinden konumlanmaktadır. Bir uçta dini, milli-ulusal ve etnik politik kimliği/kimlikleri merkeze alarak demokratik yenilikçiliğe, liberal ekonomiye ve toplumsal değişime duyarlı ve meşruiyetini toplumdan almaya çalışan özerk siyasî hareketler.
Diğer uçta ise büyük ölçüde sol paradigmadan beslendiğini iddia eden ve kendini laik, seküler değerler üzerinden tanımlayan statükocu ve toplum ile ilişkilerinde katı örgütlülüğü merkeze alan sol siyasî hareketler.
Bir diğer uçta ise İslami referanslardan hareket ettiğini söyleyen ve salt dini merkezli monist bir iktidara talip olduğunu iddia eden bazı İslamcı hareketler. İslami hareketlerin karmaşık bir merkezilik, merkezileşme sorunu yaşadıkları bir gerçek.

Doğrusunu söylemek gerekirse sözkonusu bu tip siyasî hareketlerin, özelde Kürdistan’da ve genelde ise siyaset felsefesine ilişkin nasıl bir yönetim, rejim, siyasî model ve toplum tasavvuruna ilişkin görüş ve düşünceleri henüz netlik kazanabilmiş değildir. Çünkü gelecek tahayyülü ve siyasetin amaçladığı devlet ve toplum yapısına ilişkin somut veriler, eko-politik projeler ve dinamik çözüm yöntemlerinden yoksun bir başıboşluluk söz konusudur. Aslında bura da öne çıkan soru şu: Bu tip hareketlerin amaçladığı devlet ve toplum tasavvuru nasıldır ve bu tasavvur hangi koşullar altında nasıl bir reformcu ve değişim zihniyeti ile şekillenir?

Nasıl bir düşünce, inanç ve felsefi tasavvura sahip olursa olsun devletsiz uluslar adına aktif siyaset yürüten tüm hareketler, esasında meşruiyetini taşıdığı ideolojilerden değil, doğrudan toplumsal, ulusal kimlik ve kültürel normlardan alır. Siyasetin şekillenmesini sağlayan bu değerler manzumesidir, yani siyasetin meşruiyet alanı toplum ve onun rızasına dayalı toplumsal sözleşmelerdir.

Bu açıdan bakıldığında; toplumsal, siyasal ve hukuki düzen talebi olan siyasal hareketlerin toplum ile aralarında bir bağının olması gerekir. Kuşkusuz söylediğimiz gibi bu bağ, hukuki ve anayasal bir nitelik taşımalıdır, aksi halde toplumsal talepleri dikkate almayan ve topluma rağmen siyaset yapmayı ilke edinmiş hareketlerin iç şiddete yönelmesi kaçınılmaz olur. Bu da haliyle önü alınamaz bir zihin kaymasına sebebiyet verir ve toplum değil, ideolojiler mücadele merkezine yerleştirilmiş olur. Bu durumda siyasi partiler mücadele meşruiyetini toplumdan değil, siyasi yapının üst formu olan devletten veya hareket; parti gibi siyasi kimliğinden almış olur.

Dolayısıyla Kürdistan’da siyasi hareketleri ‘haritalandırmak’ istediğimizde: Meşruiyetini dine, ideolojiye ve toplumsal reforma-yenilikçiliğe dayandıranlar olmak üzere birbirinden farklı meşruiyet arayışı ile karşılaşırız. Kısacası dinsel kimlik, ideolojik kimlik, ulusal kimlik ve hem dinsel hem de ulusal-milli kimlik gibi farklı kategoriler çerçevesinde bir ayrım yapmak mümkün görünüyor. Tüm bu kimliklerin Kürdistan’da karşılığı var elbette. Ancak arka planda ulusal kimliğin son dönemde iyi bir atraksiyon yaparak toplumsal zeminde hem gelenekçi ve hem de reformcu bir dinamizm kazandığını söyleyebiliriz. Güney Kürdistan buna iyi bir örnek teşkil eder vaziyette.

Dolayısıyla altı çizilecek sonuç, bugün yaşanmakta olan süreç son kertede milli-ulusal paradigmayı merkeze alarak siyaset yapan Azadi Hareketi için önemli bir adımdır. Zira Azadi mevcut anaakım Kürd siyasetinin sunduğu monist, ideolojik ve statükocu siyaset yelpazesini bir bütün olarak reddetmeye ve toplumsal reformculuğu merkeze alan bir siyasi çizgi izlemeye hazırlanıyor. Kritik unsur ise bu çizgiyi daha aktif bir şekilde yürütmek için bulması gereken toplumsal destek, temsil gücü; özdeşlik ve diğer siyasi hareketler karşısında alacağı politik ve rasyonel tutum. Öte taraftan Azadi Hareketi’nin reformcu ve değişimci bu anlayışını; geleneği, toplumsal değerleri ve tarihsel hafızayı dışlamadan yapıyor olması önemlidir

Azadi Hareketi; söylemden eyleme geçme

Kürdistan toplumu olarak çarpıcı bir dönüşümün eşiğindeyiz. Bu süreçte içi boş şeylerin yeterince tartışıldığını söyleyebiliriz. Kralın (işgalci siyasi rejimler) çıplak olduğu, tektipleştirici resmi ideolojinin Kürd/Kürdistan’ı açık bir hapishane haline getirdiği herkes tarafından kabul edilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde Kürdistan kapsamlı bir dönüşümün söylem aşamasını geride bırakmıştır. Buna karşılık eyleme geçirilmesi gereken ulusal bir politik siyasetin netleştirilmesi kalır. Bunun için öncelikle Kürdistan’da aktif siyaset yürüten farklılığı göz ardı etmemek lazım. 1990-2010 dönemi bu farklılığın göz ardı edildiği ve tektipleştirici bir siyasetin yürütüldüğü yıllardır.

Günümüzde bunun henüz aşılamadığını belirtmek gerekir. Kuşkusuz bunun nedenleri üzerinde uzun uzun durmak lazım. Azadi Hareketi ile bu algı bir nebzede kırılmış olsa bile, tümden aşılamadığını söylemeliyiz.
Azadi Hareketi işe öncelikle olgularla sarmalanan geçmiş üzerinden kavga etmenin tutarsızlığı noktasını gündemine aldı ve sonu gelmez tartışmaların bir tarafa bırakılmasını sağlamaya çalıştı. Siyasal ve toplumsal tarihimiz göz önüne alındığında olağan siyaset kanallarının açılması konusunda bunun son derece önemli bir adım olduğu anlaşılır. Zira siyasetin bizatihi kendisi toplumsal hafızanın hatırlayamadığı dönemlere ilişkin gerçekleri gündemine alarak sorunların çözümüne ilişkin sağlam bir irade ortaya koyabilir.

Kendisini sürekli biçimde yeniden üreten siyaset anlayışıyla mücadele dinamiği oluşturmaya çalışan Azadi Hareketi, kültürel bir kimlik olarak yansıtılan Kürd kimliğini politik-siyasi bir kimlik şeklinde yeniden ele alarak, ona ulusal bir tasavvur ve anlam dünyası kazandırmıştır. Kürdistan’ın iki temel toplumsal hedefi olan milli olanın aynı şekilde demokratik olduğu tezini önemli oranda işlemeye çaba göstererek olası bir kısır döngünün (din-demokrasi ve Kürdlük) yaşanmasının önünü almıştır. Dolayısıyla toplumda siyaset yapımının ekseni olan öncelik ve politik olan ile kararlı bir bağ oluşturarak daha aktif, dinamik bir milli düşüncenin güncellenmesi için önemli adımlar atmıştır.

Kuşkusuz Azadi Hareketi’nin en önemli görevi, Kürdistan’da demokratik bir meşruiyet zemini oluşturmaktı ve bunu kısmen de sağlamış durumda. Bundan sonrası ise uluslararası devletlere karşı pozitif bir güven oluşturmak olmalıdır. O halde siyaset sahnesinde ulusal bir mücadele dinamiği ekseninde yola çıkan hareketin, Kürdistan’da ve Batı’da daha esnek, daha demokratik ve daha ulusal politikalar izlemesi gerekir.

Batı ile diplomatik ilişkiler

Batı, Lozan’dan itibaren 1990’lara kadar Kürd ulusal mücadelesini ciddi bir tarzda ele almamış ve Kürdlerin devletleşmesi konusunda uluslararası düzeyde ekonomik, siyasi ve stratejik bir plan geliştirmemiştir. Diğer bir deyişle Batı, Kürdleri bölgenin işgalci devletleri (İran-Türkiye-Suriye- Irak) arasında paylaştırmış ve onları neredeyse yüz yıldır süren bir cehenneme sürüklemiştir. Kürdlerin yaşadığı bunca acıya rağmen Batı, Kürdistan coğrafyasında kurduğu kukla diktatör rejimlerle siyasi ve ekonomik ilişkileri bahane ederek, Kürdleri kendi kaderiyle baş başa bırakmıştır.
Kürdistan’da siyasi ve sosyal dokunun düzensizliği, ulusal hareketlerin ve onlara liderlik edenlerin bölge devletleriyle (İran-Türkiye) kurduğu karmaşık ilişkiler bu olumsuz yaklaşımın belli başlı nedeni olabilir.

Son gelişmeler Batı’nın Kürdistan ile ekonomik, siyasi, politik ve askeri ilişkiler kurmakta tarihsel bir sürece girdiğini gösterir. Öyle görünüyor ki ulusal sorunun çözümüne ilişkin var olan ön yargılar, yerini daha sağlam bir birlikteliğe bırakmakta ve Batı, Kürdlerin devletleşmesi konusunda ciddi şeyler düşünmeye başladı denilebilir.

Güney ile geliştirilen bu ilişkiler, Kuzey’de Azadi tarafından sağlanabilir. Kuzey siyasetinde önemli bir rol üstelenmeye başlayan, demokratik meşruiyetin yanı sıra ulusal mücadelede bağımsızlığı savunan Azadi Hareketi, Kuzey Kürdleri ile Batı arasında karşılıklı yeni bir sayfanın açılması konusunda önemli bazı adımlar atma koşullarını oluşturabilir. Bunun için Kuzey’in ulusal sorunlarını merkeze alan kurumsal ve sistematik bir atraksiyon yapılarak genel bir baskı politikası izlenebilir.
Bu makale toplam: 3914 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:18:54:31
Etiketler: İrfan Burulday, Azadi Hareketi,
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad
İrfan Burulday
Yazarın Önceki Yazıları
Devlet ve Ulus-Toplum Olarak Kürdler Politik Kriz ve Özyönetim Praksisi Yeni Ortadoğu’da Varolmak Statü Arayışında Siyasal Modeller ve Tıkanıklığın Derinleşmesi (I) Kürd Siyaseti Üzerine: İdealistler ve Realistler - 1 Bağımsızlık Teorisine Dönüş Ulusal Mücadele Kavşağında Yeni Lozan ve Geleceğimiz İçimizdeki Osmanlı ve İçselleştirdiğimiz “Türkiyelileşme” Türkiyelileşme ve Kürdistan’da Ulusal Siyasetin Tasfiyesi Kısa-Orta-Uzun Vadede AZADİ Hareketi ve Kürdistan’ın Geleceği –III Kürdistan’da Politik Birlik ve Çoğulcu İradenin Teşekkülü Siyaset Dışı Pirimitif Unsurlar ve Kürd Siyasetinin Geleceği Kürdistan’da Siyasetin Türbülansı Ulusal Mücadelede Kavramlar, Hukuk ve Çelişkiler “Çözüm Süreci” ve Kürdistan Realitesinin Depolitizasyonu IŞİD İle Savaş Kürdleri Bağımsızlığa Taşıyacak mı? Kısa- Orta - Uzun Vadede AZADİ Hareketi ve Kürdistan’ın Geleceği -1 Vesayetçi Zihniyetin Kürd Siyasetine Etkileri Azadi: İnsiyatiften Harekete AZADİ Siyasallaşmaya Hazırlanıyor! Statükocu Seküler Siyasetin Açmazı ve AZADİ Hareketi Varlık Nedenimiz, Yeni Kuşaklar ve Siyasi Amacımız Gelmekte Olan Ulusal Birlik ve Kürd Siyasal Aklın Çıkmazları Çarmıhtan Bağımsızlığa Kürdler Savrulma mı, Demokratikleşme mi? Kürd Aydını Üzerine Türk Politik Kültürde Kürdler Teb’a mıdır, Ulus-Toplum mudur? Bir Siyasal Prototip Olarak “Türkiyelileşme” Türkiye'de Sendikalist Örgütlenmenin Çirkin Yüzü Kavramlar Neyi Temsil Eder? Demogojinin İflası ve Politik Aklın Bunalımı Kürd Siyasetinin Açmazları Mitleşen “Türkiyelileşme” ve Araçsallaşan Kürdistan Türk Demokrasisinde Kökkazıcılık Dindar Kürdlerde Dini, Demokratik ve Kürdistani Söylem (IV) Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir ( III ) Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir ( II ) Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir (I Jeopolitik Dalgalanma ve Kürt Siyaseti Millileşmek İçin Devleti Savunmak Ulusal Birlik, Ortak Tutum ve Kürt Siyasal Aklı Bölünmüş Benlik ve Tarih Bilinci Arasında Kürdlük
x