Siyaset Dışı Pirimitif Unsurlar ve Kürd Siyasetinin Geleceği
Kürdistan’da yeni siyasi oluşumların ortaya çıktığı bir gerçek. Kuşkusuz bu hareketler daha modern ve milli bir siyasi düşünceye öncülük eden bazı adımlar atmaktalar. Zira Kürdistan’da bunca yılın bastırılmış bir enerjisi var ve bu enerji bazı siyasi oluşumlar tarafından siyasete tahvil edilmek istenmektedir.
İrfan Burulday
08.01.2015 | 18:26
Makaleyi Paylaş
Siyasetin temel sorununu teşkil eden meşruiyet olgusu çözülmeden ona dair tüm olguların çözülemeyeceği bir gerçektir. Siyasetin temel vazgeçilmezi olan meşruiyet iki ayrı esasa dayanır: Toplumsal rıza ve bu rızadan esinlenerek ortaya çıkan hukuki meşruiyet. Siyasal düşünceler tarihi ve hatta siyasal iktidarın tarihi bu iki dinamik üzerinden şekillene gelmiştir.

Siyasi bir hareketin meşruiyetine atıf yapmak için onun toplum ile kurduğu ilişki ağına bakmak gerekir. Dolayısıyla toplumsal meşruiyet, herhangi bir siyasal hareketin nedenselliğini ve niçinliğini belirleyen en önemli üst anlamlandırmadır.

Diğer bir deyişle meşruiyet, siyasi hareketlerin varlık sebebi ve devam etmesinin yegâne güvencesidir. Siyasi bir hareketin, partinin eylemlerinin birey ve toplum nezdinde kabul görüp uyulmasını sağlayan yine bahsettiğimiz toplumsal rıza ve hukuki meşruiyettir. Bunun dışında bir meşruiyet öne sürmek ve toplumun kabul görmediği yöntemlerle, baskı politikalarıyla ve şiddet araçlarıyla meşruiyet oluşturma çabası diktatörlükle sonuçlanır. Zira toplumsal rızaya dönüşemeyen her hareket siyaset dışı zorbalığa dönüşür ve gerek topluma ve gerekse de bireysel özgürlüğe karşı otoriteryan bir tutum takınır. Bilindiği gibi otoriteryan ve hukuk dışı pirimitif hareketlerde aslolan birey ve toplumun mutlak itaatidir. Haliyle ilkesiz ve sınırsız güç kullanımı her türlü sosyal düzenlemeyi imkânsız kılan bir kaosa ve anarşizme yol açar.

Kürdistan’da siyasi sahanın dışında kalan ve çalışmamızda siyaset dışı pirimitif unsurlar diye adlandırdığımız çatışma yanlısı illegal bazı yapılanmaların tam da bu tanıma girdiklerini görüyoruz. İlginçtir ki siyaset dışı bu yapılanmaların meşru siyasi faaliyet yürüten ve toplumda siyasi karşılığı olan partiler tarafından destekleniyor olması ve yine bu siyasi partilerin arka-bahçeleri formunda faaliyet yürütmeleri ciddi bir çelişkidir. Dolayısıyla Kürdistan’da meşruiyetini toplumsal rızadan, demokratik hukuki meşruiyetten alan siyasi hareketlerin, siyaset dışı pirimitif unsurlara karşı tepkisiz kaldığı gerçeği akıldan çıkarılmamalıdır. Öte taraftan dikkat edilirse siyasi parti yetkilileri pirimitif bu unsurların varlığına, nedenselliğine ve niçinliğine ilişkin sağlıklı bir açıklama yapmaktan özellikle kaçınmaktadırlar.

Siyasi partilerin uzantıları gibi görünen siyaset dışı bu unsurların meşru siyaset üzerinde vesayetçi ve totaliter bir etki bıraktığı ise ayrı bir çalışma konusu. Lakin ilginç olan, toplumun, yaşanan düşük yoğunluklu iç savaşla kendisine dayatılan taraf-tarafsızlık sorunu ile karşı karşıya bırakılmasıdır.

Toplum ile ilişkilerinde meşruiyet kaynağı aramayan, düzenleyici veya uygulayacağı gücünü herhangi bir hukuki prensibe bağlı kılmayan sözkonusu siyaset dışı bu örgütlenmeler hiç kuşkusuz siyaset dışı baskı unsurlardır. Böylesi sorunların aydınlar, toplum ve diğer siyasi, sosyal hareketler, cemaatler tarafından yeterince ele alınıp tartışılmadığını da ayrıca belirtmek gerekiyor.

Kürdistan’ın gündemindeki ulusal sorunlar, partiler arası rekabet ve siyasî liderlerin görüş ve açıklamaları bu konuda yeterince açıklayıcı ve çözüm üretici olmamaktadır. Bu açıdan değerlendirildiğinde Kürdistan’da çözüm bekleyen sorunların yanı sıra düşük yoğunluklu da olsa süreç içinde genişleyeceği muhtemel iç çatışma sinyalleri görünür olmaktadır.

Anlaşılan bıçak kemiğe dayanmadıkça Kürdler bu olayları tartışmayacaklar. Birkaç vicdanlı köşe yazarı müstesna, konunun ciddiyetini ve ne tür tehlikeler barındırdığına ilişkin tahliller yapılmamaktadır.

Sarmalın Kırılması

Bu sarmalın önemli özelliklerinden birisi meşru siyasi partilerin söz konusu kısır döngüden kârlı çıkma istemiyle gözü kara ve gelişi güzel açıklamalar yapması ve bir sonraki adımın nasıl atılacağına ilişkin somut köklü çözümden uzak durulmasıdır.

Diğer bir deyişle sorunun hangisinin diğerini tetiklediğine indirgenen bir ilişkinin yapısal nedenlerden dolayı sürekli biçimde kendini yeniden üretmesidir. Dolayısıyla burada yapılması gereken meseleyi kişiler ve şahıslar üzerinden ele almak yerine, maslahat ve toplumsal çıkarlar temelinde ele alınması daha uygundur. Ancak bu şekilde sorunu üreten nedenleri ortadan kaldırmak mümkündür. Güncel saha çatışmaları, karşılıklı restleşmeler bu durumu zor kılsa da meşru siyasal aklın devreye girmesi ve siyasetin mantığına uygun adımların atılması hatta toplumsal itiraz ve olası bir Kuzey Kürdistan ulusal kongresi önemli bir normalleşme sağlayabilir.

Normalleşmenin sağlanması

Kuşkusuz siyaset denilen şey, toplumsal zihniyetten ve sosyokültürel meşruiyetten bağımsız değildir. Siyasetin doğasını, niteliğini ve ruhunu belirleyen de bu özelliklerdir. Savaş ve çatışmaların baskısı altında oluşan siyaset, sağlıklı ve tüm toplumu kuşatıcı bir paradigma inşa etmekten uzaktır ve böylesi bir durumda öne çıkacak olan algı güvenlik kaygıları, iktidarı kaptırma ve tasfiye edilme korkusudur. Kürd siyasetine son otuz yıldır bu düşünce damgasını vurmuştur. Doksanlı yıllarda yaşanan iç çatışmalar bu kaygıları daha da derinleştirir ve Kürd siyaseti vesayet altına alınır.

Bugün Kürdistan’da belirli bir siyasal hacme sahip siyasi partilerin periferisinde yani arkesinde legal olmayan ve hatta toplumsal meşruiyetten yoksun siyaset dışı pirimitif güçlerin görünürlüğü bu vesayetin hangi boyutlarda olduğunu gösterir. 6-7 Ekim ve Cizre olayları bunun önemli kanıtıdır. Kuşkusuz bu çatışmalar (bazıları savunma amaçlı olduğunu söylese de) iç güvenlik, tasfiye ve iktidarı kaybetmeye dönük kaygılar da içeriyor görünmektedir. İşin ilginç tarafı ise sözkonusu çatışmaların siyaset dışı pirimitif unsurular tarafından gerçekleştiriliyor olmasıdır.
Kabul edelim ki, Kürdistan’da siyasallaşmış neredeyse bütün örgütlerde, geçmişten gelen ve liderliğin fazlasıyla öne çıktığı otoriter bir iç yapılanma söz konusudur. Dar kalıplara sıkıştırılmış bu monist algı, siyasi hareketleri hiyerarşik yani bir kısmıyla legal (meşru) diğer kısmıyla illegal (gayri meşru, hukuk ve siyaset dışı) bir örgütlenmeye yani yer altına yöneltmiştir. Söz konusu düşük yoğunluklu çatışmaların, siyaset dışı pirimitif örgütler tarafından sürdürülmesi gelinen noktada son derece geniş çaplı bir çatışma ortamını da beraberinde getirir.

Bunun aşılması için tüm siyasi partilere büyük sorumluluk düşmektedir. Bunun başında çatışmaların durması, siyaset alanın genişlemesi, sivilleşmesi, özgürleşmesi elzemdir. Tarafların masaya oturarak belirli ilkeler etrafında bir mutabakat yapması Kürdistan’ın selameti açısından önemlidir. Kritik gerilime son verilerek daha çoğulcu, katılımcı ve hoşgörülü milli bir siyaset mantığının yürürlüğe sokulması gerekir.

Siyasi partilerin siyaset biçimlerini değiştirmesi ve daha demokratik bir zemine doğru kayarak milli menfaatleri öne çıkarması mümkündür.

Siyasetin yeniden şekillendirilmesi

Kürdistan’da yeni siyasi oluşumların ortaya çıktığı bir gerçek. Kuşkusuz bu hareketler daha modern ve milli bir siyasi düşünceye öncülük eden bazı adımlar atmaktalar. Zira Kürdistan’da bunca yılın bastırılmış bir enerjisi var ve bu enerji bazı siyasi oluşumlar tarafından siyasete tahvil edilmek istenmektedir.

Böylece her türlü farklılaşmanın yeni bir oluşuma neden olabileceği ve son derece dinamik bir ortama doğru bir akışın olduğunu belirtmek gerekir. Birbirinden farklı bu oluşumların kendi zihinsel ekseni üzerinden şekillenmesi önemlidir.

Bu, bize ulusal mücadelede farklı siyaset yollarının da deneneceğini gösteriyor. Dolayısıyla siyasi rekabet daha da hızlanarak farklı mecralara doğu sürüklenecek. Önemli olan sorun ise sözkonusu bu siyasetin toplumsal rıza ile kuracağı meşruiyet ilişkisi.

Otoriter ve baskıcı yöntemi benimsemeyen bu hareketler daha fazla toplumsal zeminde kabul görebilirler. Zira devralınan otoriter bir zihniyet ve arkesinde çatışmalardan beslenen bir gelenek ve siyaset dışı pirimitif yapıları olmayan bir süreçten gelmemektedirler. Bu dinamik ortam Kürdler ve ülkeleri açısında önemli avantajlar taşımaktadır.
Bu makale toplam: 3591 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:18:51:51
Etiketler: İrfan Burulday, HDP, PAK, Hüda-PAR
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad
İrfan Burulday
Yazarın Önceki Yazıları
Devlet ve Ulus-Toplum Olarak Kürdler Politik Kriz ve Özyönetim Praksisi Yeni Ortadoğu’da Varolmak Statü Arayışında Siyasal Modeller ve Tıkanıklığın Derinleşmesi (I) Kürd Siyaseti Üzerine: İdealistler ve Realistler - 1 Bağımsızlık Teorisine Dönüş Ulusal Mücadele Kavşağında Yeni Lozan ve Geleceğimiz İçimizdeki Osmanlı ve İçselleştirdiğimiz “Türkiyelileşme” Türkiyelileşme ve Kürdistan’da Ulusal Siyasetin Tasfiyesi Kısa-Orta-Uzun Vadede AZADİ Hareketi ve Kürdistan’ın Geleceği –III Kürdistan’da Politik Birlik ve Çoğulcu İradenin Teşekkülü Kısa-Orta-Uzun Vadede AZADİ Hareketi ve Kürdistan’ın Geleceği –II Kürdistan’da Siyasetin Türbülansı Ulusal Mücadelede Kavramlar, Hukuk ve Çelişkiler “Çözüm Süreci” ve Kürdistan Realitesinin Depolitizasyonu IŞİD İle Savaş Kürdleri Bağımsızlığa Taşıyacak mı? Kısa- Orta - Uzun Vadede AZADİ Hareketi ve Kürdistan’ın Geleceği -1 Vesayetçi Zihniyetin Kürd Siyasetine Etkileri Azadi: İnsiyatiften Harekete AZADİ Siyasallaşmaya Hazırlanıyor! Statükocu Seküler Siyasetin Açmazı ve AZADİ Hareketi Varlık Nedenimiz, Yeni Kuşaklar ve Siyasi Amacımız Gelmekte Olan Ulusal Birlik ve Kürd Siyasal Aklın Çıkmazları Çarmıhtan Bağımsızlığa Kürdler Savrulma mı, Demokratikleşme mi? Kürd Aydını Üzerine Türk Politik Kültürde Kürdler Teb’a mıdır, Ulus-Toplum mudur? Bir Siyasal Prototip Olarak “Türkiyelileşme” Türkiye'de Sendikalist Örgütlenmenin Çirkin Yüzü Kavramlar Neyi Temsil Eder? Demogojinin İflası ve Politik Aklın Bunalımı Kürd Siyasetinin Açmazları Mitleşen “Türkiyelileşme” ve Araçsallaşan Kürdistan Türk Demokrasisinde Kökkazıcılık Dindar Kürdlerde Dini, Demokratik ve Kürdistani Söylem (IV) Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir ( III ) Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir ( II ) Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir (I Jeopolitik Dalgalanma ve Kürt Siyaseti Millileşmek İçin Devleti Savunmak Ulusal Birlik, Ortak Tutum ve Kürt Siyasal Aklı Bölünmüş Benlik ve Tarih Bilinci Arasında Kürdlük
x